Fatma Turgut – Elimde Dünya

2019’da yeni çıkan ve takip ettiğim müzisyenlerin albüm incelemesini yaparken, yerli müzikten çok da fazla bahsetmediğimi fark ettim. Bir zamanlar popüler müziğin (ben öyle diyorum en azından) gözde gruplarından Model’den bize kalan Fatma Turgut’un, 2019’un Mayıs ayında bir albümü çıkmış (yazının sonuna spoiler olsun, beğendim). Dürüst olmak gerekirse albümün bu kadar başarılı olacağını düşünmemiştim, biraz önyargılı yaklaşmışım. Fatma Turgut’un sesini hep beğeniyordum, ancak Model’in yaptığı müziği fazla cıvık ya da bazen fazla yavan buluyordum. Ancak, beklenmedik bir performans ile karşı karşıya kaldım. Bence Elimde Dünya , içinde aksak öğeler de bulunduran; biraz rock, biraz da pop bir albüm olmuş. Albümün prodüktörlüğünü Tarkan Gözübüyük, bestelerinin bir kısmını Can Bonomo ve Emre Aydın gibi isimler üstlenmiş. Düzenlemeler Fatma Turgut ve bu albümü benim için birçok açıdan eşsiz yapan değerli müzisyenlerden bir diğeri Ozan İnam üstlenmiş. Babajim stüdyolarında da tamamlandığını öğrenmem ile de neden bu kadar güzel olduğunu idrak edebildim.

Albüme bakmak için bir referans şarkısı açmıştım, ardından açılış şarkısı Beni Tutmayın geldi ve çok fazla Can Bonomo kıvamı kokuyor müzik dedim kendi kendime. Sonra bir baktım ki, söz-müzik Can Bonomo’ya ait ve kendisinin de şarkıya eşlik ettiği bir yer var. Eğer semsert bir albüm bekliyorsanız bu şarkıdan başlamayın. Zira bu şarkı kendi içinde çok keyifli melodileri olan, temposu ve müzikalitesi sebebiyle mutlu temaya sahip. Böylesine mutluluğun aşılandığı şarkının sözleri ise bir insanın hayatını sonlandırmak ve pes etmek ile etmemek arasında kaldığı noktayı anlatıyor. Ayrıca, verse kısmındaki tükenmişlik; nakaratta şarkının yükselmesi ile eyleme geçirilmiş gibi. Yer yer nasıl sadece söylenmekle yetinirken, bazen de “aeaeeaah yeter bea! Ölücem ben, atlayacağım burdan! “ diyoruz, ha işte tam olarak bu. Bu iki karşıtlık, insanda ilk şok etkisi yaratsa da, daha sonra çok sevdiğimi söylemeliyim. Ne kadar özlemişiz böyle müziklerin üzerine insanın “canının istediği” şeyi söylediği sözleri. Şahsen ben, bıktım artık böyle güzel melodilerin üzerine yazılmak için yazılan, yapay ve zorlanarak yazıldığı belli olan, sıkıcı ve tekrara düşen cıvık ve bayık aşk şarkılarından. Şarkının benmim için can alıcı noktası ikinci nakarattan sonra giren üflemeli solosudur. Onu duyduğum andan itibaren tüylerim diken diken. Bu şarkıyı hazmetmemin en büyük etkenlerinden birisi oldu.

Mübadele Günleri’ne geldiğimde ise, rock öğelerini ve orkestral öğeleri çok iyi harmanlamış olduklarını düşündüm. Özellikle şarkının girişinde, sanki Fatma Turgut’un değil de, Hans Zimmer’ın eserlerini dinliyormuşum gibi hissettim. Şarkının atmosferini böylece daha başından yakalıyorsunuz. Gitarların ve davulun verse kısmındaki uyumu ve kendilerine has iletişimleri muhteşem. Kemanların bu şarkıyı cazip kılan şeylerden birisi olduğunu düşünüyorum. Fatma Turgut’un sesi ise bu şarkıda Model zamanlarındaki gibi geliyor. Bu ne mi demek? Solo albümünün birçok şarkısında, bence, kıyasla çok daha keskin ve ezgili vokal kısımları yazmış diye düşünüyorum. Bu şarkı da onlardan birisi. Ayrıca çok puslu ve nefesli söylemiş, bana belki de bu yüzden o zamanlarını hatırlattı. Ancak belki de, nefesli söyleyişini de sevdiğimden midir bilmem, ben bu şarkıdaki vokallerin, hisleri aktarmakta çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Bana geçti yani=)

Gerçekten şu ana kadar çok zor durdum bu albümdeki tüm şarkıları geçip favori şarkıma olan aşkımı anlatmamak için. Günleri Bağlarken, çok ama çok gergin bir girişe sahip. Orijinali Umut Kaya’nın Saç olan şarkının enerjisi beni inanılmaz yakaladı. Hafif karanlık, hafif gergin tınısıyla çok odaklanarak dinledim diyebilirim. Çoğu müziksever karşılaştırmanın galibinin Umut Kaya olduğunu söylese de, ben çok arada kaldım. Zira, Fatma Turgut’un düzenlediği hali ile şarkı çok büyük bir atmosfer kazanmış. Orijinalinde olmayan onlarca şey eklenmiş. Akor seçiminden dolayı şarkı kesinlikle çok güzel. Öte yandan ise sakin ama gotik giden arkaplan’a, sert bir gitar riffi eşlik ediyor, nakaratlardan sonra müthiş süslemeler var vs. Bu yüzden bu konuda şarkının akustik ve çokça ham halindense birazcık Fatma Turgut’un elinden çıkana yatkınım diyebilirim. Mesela, nakarata geldiğimde, demin yukarıda sizlere bahsettiğim yeni vokal tarzını hisettim. Daha kadife vari, yumuşak zeminli bir tarzdan, diyaframda sert darbelerin oluştuğu bir vokal tarzına geçiş yapmış. Bu da şarkıyla daha ahenkli ve bütünlüklü hava oluşturmuş. Genelinde ise akılda kalıcı, güzel ve özgün bir müzik eseri. Basite indirgenebilecek bir “aşk” teması işlenmiyor bence. Müzikal yapısı itibariyle zaten halihazırda gerilimi aşılayan, her an bir şeyler volkan gibi patlayabilirmişcesine yazılan bir şarkı. Hepimizin -bazen kendi içimizde, bazen diğer ilişkilerimizde- zaman zaman içine girdiği huzursuz, gergin ve yaşadığı süreci tanımlarken bile gri ile siyah arasında kararsız kalan bir yalnızlığı anlatıyor bence. Yağmurlu havada, yalnız başınıza evde oturmak gibi bu his. Yağmur damlalarının zemine çarpma sesleri kafanıza balyozla gelse sizi bu kadar derinden etkileyemez. Bu şarkıda beni çeken şeylerden birisi de tam olarak bu. Alttan sürekli olarak sinsi sinsi devam eden, huzur ve gerilimi aynı anda yaşatan iki enstrüman var: klavye ve keman. Özellikle bu ikilinin etkisini en çok ikinci nakarattan sonraki enstrümental kısımda hissediyorsunuz.

Albüme adını veren Elimde Dünya, bir diğer güzel şarkı. Girişi ile çok bayık bir şarkı olacak mı diye beklerken, çok ilgi çekici bir imaj çizdi çünkü gerçekten tutarsızlıklarla dolu. Bu çok sevdiğim bir şey, yanlış anlaşılmasın.Mesela, şarkı synthesizer ile giriyor, çok kapalı ve puslu bir müzik ile hemde; gitar tonları da keza, aynı. Fatma Turgut da bu şarkıda çok sakin. Ancak şarkının en düşük olduğu yerlerde dahi insanı yakalayan bir havası var. Bu karşıtlığını ise ardından gelen nakarat besliyor. Piyasada uzun zamandır böyle hissiyat yayan bir şarkı duymadığımı hatırlıyorum. Şarkı içerisindeki davul, belki de bu şarkıyı kendi benzerlerinden ayıran ve insanın beklemediği şeyler sunan role sahip. Söz kısmında elektronik davul, ardından ise nakarattaki tempo bu şarkıyı kalite olarak ileri taşıyor. Kaliteyi arttıran öğelerden bir diğeri ise Fatma Turgut ve arka vokalleri. Gerçekten şarkıların birçoğunun vokal melodileri çok güzel hazırlanmış ya da şöyle ifade etmeliyim; tam Fatma Turgut’un sesini hissettiren, anlamamızı kolaylaştıran şekilde yazılmış. Arka vokaller ise özellikle nakaratlarda çok önemli yere sahip. Uğultular ile şarkıyı anlamayı ve sindirmeyi kolaylaştırıyor.

Sen Diyorum’a geldiğimde inanılmaz derecede bir şarkıya benzediğini düşündüm kendi içimde. Fatma Turgut’un vokallerini farklı başarılı bulsam da, bu şarkıdaki vokalleri kaldırdığınızda verse ve nakarat kısmının Şebnem Ferah’ın Eski adlı şarkısı ile çok yüksek benzerlikler taşıdığını görebilirsiniz. Belki de bu benim fikrim tabi. Bakmakta fayda var.

Bu albümdeki en farklı fikirlerden birisi bence Maya Tutmaz olmuş. Sözü-müziği Cihan Güçlü’ye ait olan parçadaki Fatih Ahıskalı etkeni, yani ud kullanımı, bu şarkıdaki cezbedici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Bol bol komalı melodileri ile bu albümde en beklemediğim tınılardan birisini verdi. Bu şarkıda çok güzel düşünülmüş birkaç ritmik detay var. Şarkının 2. söz kısmındaki “… kesildi… tam ortasından” kısmında, “kesildi”den sonra müzik duruyor ve ardından biraz bekleyip devam ediyor. Keza bir sonraki şarkı olan “Öpme Beni”de de “çok istesem de bir dur” sözünden sonra beklenmedik bir es veriliyor. Bu detay çok güzel düşünülmüş zannımca. Öpme Beni’den bahsetmişken, bu şarkının da kendine has bir hissiyatı var. 80leri andıran Moog tonlarına bayıldım ancak çok rahatsız edici mi yoksa çok keyifli mi olduğuna henüz karar veremediğim bir detay daha var, o da yoğun phaser efekti. Farklı bir hava kattığı kesin, çok görülen bir fikir değil böylesine yoğunlukta, ilk dinlediğimde ne güzelmiş desem de sonradan rahatsız ediyor mu diye düşünmeye başladım. Genel itibari ile keyifli bir şarkı olduğunu söyleyebilirim.

İkinci favorime ve albümün son şarkısına geldim. Bu albümü bu şarkıyla keşfettiğimden ötürü, bunu sona saklamak istedim. Bir Varmış Bir Yokmuş . Bu şarkı benim için her detayıyla mükemmel. Ritmik yapısında çok fazla progresif öğeler barındırıyor bence. Ritmik aksaklık, özgünlük ve enstrümental virtüözlüğünden serpintiler bu şarkıyı tanımlıyor. Fatma Turgut’un sesini de en çok bu şarkıda bütünleştirdim. Gerçi şarkının klibini de aynı zamanda izlediğimden midir bu bilmem, çünkü Fatma Turgut’u izleyince, sesini daha iyi anlamlandırıyorum. Söylediği şarkıları mimiklerinde ve vücudundaki hareketlenmede görebiliyoruz. Sanki şarkının vücut bulmuş halini yansıtıyor gibi hissediyorum. O şarkıyı, herhangi bir tiyatro sanatçısının daha iyi oynayabileceğini sanmıyorum. Bu yüzden de şarkıyı daha iyi anlamamı sağlıyor. Bu şarkı, albümün son şarkısı olduğundan ötürü, diğer enstrümanların rollerini birazcık ön plana çıkarmak istiyorum. Şarkının davul ritimleri çok güzel doldurulmuş ve ghost note(sektirme) yöntemi kullanılmış. Böylece, davul çok önplana çıkıp diğer sesleri bastırmamış, ancak altyapıyı da asla boş bırakmamış. Bas ve elektro gitarın davul ile olan iletişimi ise özellikle nakarattan önceki köprü kısmında çok başarılı bir şekilde yansıyor. Hakikatten tam bir rock şarkısı olmuş. 2019 yılında hâlâ kendilerine Türkçe Rock yaptığını söyleyenlere de ibret olur derecede hemde. Modernliği de kurban etmemiş hem de o “Rock” tınısını almak için. Keman ve synthesizer’ların kalitesi çok dolgun, yepisyeni tınlıyor. Buna ek olarak nakarattaki baslara dikkat çekmek istiyorum; nakarattaki “ elimizde ne varsa kalıyor” sözlerini takiben bas cümlelerinin nasıl ilerlediğini hissedin. Böyle detaylara dikkat ederek aldığınız haz artacaktır diye düşünüyorum.

Fatma Turgut, bu albümden sonra artık benim ve benim gibi birçok insanın aklında Model grubu ile değil, solo albümü ile anılacaktır diye düşünüyorum. Zira, kendisi çalıştı,didindi ve markalaştırmayı başardı diye düşünüyorum. Grup dağıldıktan sonra birçok konuşmasını dinlemiştim, sürekli daha minimalist işler yapmak istediğinden bahsetmişti. Bunun özellikle tekelleşen müzik camiasında ne kadar zor olduğunu bir dinleyici olarak da bildiğim için, biraz hayalperest bulmuştum. Ancak şunu söyleyebilirim ki, bu albüm yeterince FARKLI. Türkçe müzikte bi’ 10 senedir görülmeyen yenilikleri barındırıyor bence. Biraz pop, biraz rock hissiyatı ile bu albüm benim gözümde başarılı ve özgün. Tek eleştirim-ki bu da özneldir- bazı şarkılar bana çok sıradan geldi, ki bu da doğal çünkü dinlediğimiz kaç albümdeki her şarkıyı tamamen beğeniyoruz ki ? Neyse, uzun lafin kısası sağlıcakla.

Albüm Notu: 7.8/10

Enes Ekinci

Paylaş
Bir Şarkı Bir Dünya: Kurban – Uyut Beni

Bir Şarkı Bir Dünya: Kurban – Uyut Beni

Bir Şarkı Bir Dünya: Kurban – Uyut Beni şarkı incelemesi…

2019’un Son Albüm İncelemesi: Caracas

2019’un Son Albüm İncelemesi: Caracas

2019’un Son Albüm İncelemesi: Caracas

Ibrahim Maalouf – S3NS

Ibrahim Maalouf – S3NS

Ibrahim Maalouf – S3NS albüm incelemesi

Eat the Elephant, Yeni Dünya Düzeni ve Beşerin Durumu

Eat the Elephant, Yeni Dünya Düzeni ve Beşerin Durumu

A Perfect Circle – Eat the Elephant albümü incelemesi…

Murder King – Fiyasko

Murder King – Fiyasko

Murder King – Fiyasko İncelemesi

Caz ve Fusion’ı Sevdiren Albüm: Nibiru

Caz ve Fusion’ı Sevdiren Albüm: Nibiru

Caz ve Fusion’ı Sevdiren Albüm: Nibiru Albüm İncelemesi