Scenes: Chicago

Scenes: Chicago 

 

Bu rüzgarlı şehirdeki müzik çevresini anlatmak için bir dedektif gibi duvarda, fotoğrafları ve albüm kapaklarını kırmızı iplerle birleştirmek gerekebilir, bir sürü grup ve olağan şüpheliler.

Mesela, Twin Peaks’in gitarist ve vokalisti Cadien lake James’in erkek kardeşi, bir ara Smith Westerns için bateri çalıyordu. Smith Westerns’ın dağılmasından sonra üyeleri Max Kakacek ve Julien Ehrlich, Whitney ‘i kurdu. Daha devam edebilirim ama galiba siz ne demek istediğimi anladınız.

Bu şehirdeki birliktelik hissi gerçekten daha önce hiç görmediğim bir seviyede, gruplar birbirine yardımcı oluyor, insanlar fanzinler çıkarıyor, Türkiye’de maalesef çok göremediğimiz bir olay ama grupları gerçekten sahipleniyorlar.

Şimdi eğer Chicago’daki indie çevresini yakından takip edemediyseniz sizi bir kaç kişiyle tanıştırayım:

 

The Orwells 

Orwells hepimizin tanıdığı çocuklar aslında, bazılarımız belki bu ruh hastalarıyla daha yakından zaman geçirmiş olabilir ama aramızdaki daha düzgün arkadaşlar bile Orwells’i izlediği filmlerden tanıyabilir. Bu herifler “cool table”daki herifler işte, alışveriş merkezinin dışındaki merdivenlerde ot içip, kaykaylarıyla etrafı rahatsız eden, ellerine aldıkları 1 litrelik biralarla parkta ördeklerin korkulu rüyası olan. Suburbia’dan fırlayan bu çocukların tek istedikleri biraz bira, ot ya da daha doğrusu herhangi bir uyuşturucu ve belki bir iki kız. Hiç değilse ilk albümlerini çıkardıklarında yani hala lise talebeleriyken durum böyleydi, bu çocuklar ödevlerini iyi yapmış; The Stooges, The Strokes, The Doors, Led Zeppelin… 

Yediğini sıçarsın ya, bakın bu çocuklar 2012’de çıkardıkları Remember When albümünde nasıl bir bok yaratmış: 

 

 

Bir sonraki albümleri Disgraceland‘de ama işin rengi biraz değişiyor, albüm kayıtları daha iyi, cymballar her yerde uçuşmuyor, sadece olsun diye koyulmuş şarkılar yok ve sanki artık bu rock n roll rüyasının sonunun iyi bitmeyeceğini anlamaya başlamışlar.

 

 

 Tamam, Letterman’a çıkıldı, büyük bir plak şirketine imzalar atıldı. Tahmin ettiğiniz gibi prodüksiyon da çok daha iyi. Bu çocuklar artık malikanelerinde polo tişörtleriyle oturuyorlar, diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Hayatını yıkmaya adarsan bir yerde artık, peki ben niye hiç bir şey inşa etmedim, diye kendine sormaya başlarsın. Bu öz-nefret dolu albüm, Orwells’in işinin bitmediğini çok iyi gösteriyor. Bu şarkıları Terrible Human Beings albümünden

 

 

 Twin Peaks

Herhalde bu çocuklar Londra’dan olsaydı ilk albümlerinden sonra NME tarafından rockın yeni kurtarıcıları ilan edilmişlerdi ve hepiniz onları çoktan duymuştunuz ama ne Gallagher’lar kadar sinirli ne de The Strokes kadar suave ve coollar. Bu çocuklar şarkılarını çalarken sırıtıyorlar ama o şarkıları öyle bir çalıyorlar ki neden sırıttıklarını anlıyorsunuz. Merak etmeyin bu arada ilk albümlerinden itibaren hiç bir şey olmadı değil; NME’in radarına girdiler yine, hatta en vaat verici grup seçildiler. İlk albümlerinin o dreamy garage soundu eğer yarım kulağın varsa sana anında, hassiktir burda farklı bir şey var dedirtiyordu. Chicago daki müzik çevresinin tam göbeğinde büyüyen bu çok güzel adamlar, 14 yaşında bile “sahneni kendin kur” tarzındaki yerlerde çalmaya başlamıştı. Hatta Chance The Rapper ile lise arkadaşıymışlar. Chance, bizimkiler ve bir kaç çocuk daha, sigaradan 10 gün ceza yemişler, hatta chance ilk mixtape’ini o günün anısına çıkarıyor ve adını ’10 days’ koyuyor. Eğer daha önce bu çocukları dinlemediyseniz dinlerken gerçekten yanınızda olmak ve suratınızın ifadesini görmek isterdim. Bu şarkıları ilk albümleri Sunken’dan ;

 

 

Aşık oldunuz di mi? Olmamanız mümkün değil Stranger Things’deki çocuk bile bunu anlayıp onların coverını çoktan yaptıysa siz de anlamışsınızdır.

 

 

Ah! Keşke tekrar hiç duymamışım gibi dinleyebilsem, Bir sonraki albümleri; Wild Onion’da bize sadece içip sıçan parti çocukları olmadıklarını gösteriyorlar. Clay’in gerçekten en sevdiği müzisyeni tahmin etmek bu albümle çok basitleşiyor. Albüm o 60’lardaki kalbi de, sex drugs and rock n roll’u da çok iyi bir şekilde yakalamayı başarıyor. Sunken gibi eski bir I mac ve bir kaç mikrofonla kaydedilmiyor ve bu çocukların garage soundundan çok daha fazla verecekleri olduğunu gösteriyor. Eğer bu KEXP’i performansında James’in ayağı neden kırık diye düşünüyorsanız; çok iyi arkadaşları Orwells’in konserinde kırmış maalesef. Dediğim gibi kırmızı ipler.

 

 

Grup Down in Heaven albümünde gerçekten kendini buluyor diyebiliriz. Clay’in en sevdiği müzisyeni artık tahmin edememek imkansız, bildiğiniz artık pocket sized bir Jagger. Bu çocukların kalbi gerçekten çok büyük, hızlı ve tehlikeli. Rock şarkılarını da mükemmel yapıyorlar, dreamy garage soundunu da çok iyi yaptılar, ama Twin Peaks balladlarıyla benim kalbimi kazanıyor, yapmak istedikleri şeyin bu olduğunu çok iyi anlayabiliyorsun.

 

 

Whitney 

Bizim deli çocuklara nazaran daha yeni bir grup, 2015’te kuruluyor ve uzun bir bekleyişten sonra 2016 yazı ilk albümlerini yayınlıyorlar. Sıcak ve melankoli, kulağa çok basit gelen gitarlar ve o kadar da basit gelmeyen vokaller. Tam bir americana hissi yaratan albümü dinlerken o soğuk Chicago rüzgarını ensesinde hissediyor gibi oluyor insan. Bu şarkı Light Upon The Lake adlı albümlerinden.

 

Yazar: Can Demirok

Paylaş
Hintler BADMASH Diyor

Hintler BADMASH Diyor

“Badmash, Türkiye’nin yeraltı kültürünü ve yeraltı müziğini ilerletmeye adanmış bir plak şirketidir.”

İki Meme Ucundan Daha İyi Ne Olabilir?

İki Meme Ucundan Daha İyi Ne Olabilir?

Üç meme ucu. Üç meme ucu iki meme ucundan iyi olabilir…

Şiir Anayasaya Aykırıdır ya da #FreeEzhel

Şiir Anayasaya Aykırıdır ya da #FreeEzhel

“Bugün şiir çağdaş şairlerde yeni alanlar, yeni açılar yaratırken, belirli bir yönde gelişiyor: Baş kaldırma yönünde…

Classic Review: Atrium Carceri & Cities Last Broadcast – Black Corner Den

Classic Review: Atrium Carceri & Cities Last Broadcast – Black Corner Den

Aklımızın ”karanlık köşelerini” en iyi tanıyan iki büyük ustanın yine bir ”karanlık köşede” buluşmuş oldukları, (2017 tarihli) projeleri -Black Corner Den- anısına…

Arka Sokaklar Gibi Bitmeyen Bir Yalnızlığı Var : Tükle

Arka Sokaklar Gibi Bitmeyen Bir Yalnızlığı Var : Tükle

Egemen benim yakın arkadaşımdır ama bundan da önemlisi yükselmekte olan yetenekli bir sanatçıdır…