Akın Sevgör – Formation

Türkiye’de elektronik müziğin bana göre anlamını veren, yönünü belirleyen insanlardan birisi Akın Sevgör’dür. Zira bu zamana kadar elektronik müziğin genellikle arabada ya da gece kulübünde çekilen sosyal medya hikayelerinde yer aldığını gördük. Çıkışından çok ama çok uzun süre sonra bu müzik türü, aynı popüler müzik gibi gündeme geldi ve müzik dinlemeyi sevmeyen, müziğin derinine inmekle ilgilenmeyenlerin “zıplamalı patlamalı dıptıs dıptıs” müziği haline gelmişti. Yanlışlıkla keşfettiğim Akın Sevgör sayesinde ise, aslında bu kitlenin dinlediği müziğin de altında bir buzdağı yattığını, keşfedilmesi gereken onlarca sanatçı olduğunu idrak etmiştim. Kendisinin bugünki albümüne kadar gelen süreçte, kendisini dinleyip anlamamdaki ve hissetmemdeki başyapıtları olan Arsnova ve Routine başlıklı çalışmalar bütününü göbekten bağlı gibi sever, sayarım. Formation ,Tantana Records etiketi ile çıkan dahiyane fikirlerin artık olgunlaşmış müzikal cümlelere döküldüğü enstrümental bir albüm. Önceki albümler kadar yerel enstrümanları ve keyifli doğu-batı sentezini barındırmasa , her şeyin çorba olmasındansa; sakin, belki daha bir homojen ama doğal aktığı hissiyatı dinleyiciyi o kadar alıp götürüyor ki, sanki özbeöz bilinç akışımızın nota defterine resmedilmiş hali gibi benimsedim bu albümü. Teknik bilgim yeterli olmadığından, bu albümü bana hissettirdikleri ile değerlendirmeye çalışacağım. Eğer bir süreçten bahsedecek olsak; Arsnova, kanın çok hızlı ve kudretli aktığı, enerji olarak bu albüme kıyasla çok daha agresif olan delidolu gençlik yıllarını; Routine, artık hayatın yavaş yavaş idrak edilmeye başlandığı ama “ne olacak şimdi acaba?” diye kendi kendimizi yırttığımız ve kaygıya boğduğumuz zamanları; Formation ise, ara ara sesini yükseltse ve heyecanlansa da genelde soluk ve dingin kalan, güzelliğini ise tam olarak bu noktadan alan bir dönem olurdu.

            Albümün açılış parçası olan Hero, genel olarak sakin gitse de, bazı yerlerde çok ağır bir duygu geçişi yapmasından ötürü birazcık zamanla hazmedilmesi gereken bir şarkı. Zira, ardı ardına benim gibi çok ve sık dinlerseniz, hüznü ve mutluluğu, huzuru ve heyecanı iç içe yaşayabilir; bu karmaşa sonucunda kendinizi iç dünyanızda kasvetli ve yağmurlu bir günde bulabilirsiniz. Şarkıyı dinlerken önce kendinizi evrenlerüstü bir varlık gibi hissedebileceğiniz gibi, devam ettikçe içinize bir yağmur damlası kadar eşsiz ama aynı zamanda zemine dokunduğu anda yitip gidebilen, “herkes” gibi olan, diğer damlalarla aynı yolu paylaşan ve evrenin kalanı için umursanılacak bir varlık olmadığınız hissi çökebilir. Bu aradaki çelişkili hislerin ortaya çıkış sebebi bizim içimizdeki karmaşayı ve bir an olsun mutluluğu aceleye getirmeyi kendine görev edinmiş, eserdeki yeri gerilimi kontrol etmek olan yaylılar olabilir. Yaylı demişken, Sevgör’ün birçok enstrümanı eserlerinin içinde kullandığını belirtmek isterim. Şarkıların içerisindeki enstrümanların birçoğu, alışılagelmiş elektronik müziğin içerisinde kendilerine yer bulabilenlerden değiller. Ancak Sevgör’ün tarzından mıdır, bilinmez, her biri başka, resmen müzikal karakteri temsil eden bu enstrümanların hiçbirine “sen buraya ait değilsin” diyemiyoruz. Şarkının tam olarak ortalarında giren birbirleri ile uyumsuz notaların, robotik seslerin bile bir düzen içerisindeki düzensizleri nasıl temsil ettiğini anlayabilmek mümkün. 1700’lerden itibaren hayatımızda yer edinen eski toprak enstrümanlar olan kemanın ve piyanonun, kendilerinden çok daha genç ve modern bir müzikal altyapıyı nasıl sakin ve hoşgörülü karşıladıklarını gördükten sonra, bir dinleyici huzur ve sükunet ile bu samimiyeti bağrına basabilir. Şarkıdaki bu kadar unsura dikkat edip bir tiyatro izler gibi izlediğinizde, tam da bu notaların dilini anladığınızı düşündüğünüz anda şarkının kimyası değişecektir. Bir kahramanın yaşadığı yaylı gerilimlerden kurtulup kafasında mekanik seslerle bilincini kaybetmeye ramak kaldığında tekrar dünyaya dönecek ve bizler için belki de bir film sonunu andıran sahneye gelecekti: evet, 6. dakikanın 10. saniyesinden bahsediyorum. Tüm kaotik yapının çözüldüğü, içimize tekrar bengi huzrun doğduğu son 2 dakika, ilk dinlediğinizde geride bıraktığınız şiddetli turbülansı unutturacak.

            Touched, albümün en kısa ve süresinden dolayı belki en yüzeysel olarak göze çarpan, ancak kendine has aroması ile tadı damağınızda kalan bir şarkı. Çok gizemli bir olaya doğru yöneldiğinizi, ancak bunun henüz farkında olmadığınızı düşünün; büyük ihtimal bu anı birisi gözlemliyor olsa bu parçayı çalardı. Gizemi çözmeye adım adım yaklaştığınızda arşenin yaylıya dokunduğunu hayal edin. Siz bu hayalinize odaklanırken, bizler ise gerilimden ritmi bozulmuş kalp atışlarınızı hissediyoruz. Gerçeğe döndüğünüzde ise bir simülasyonun olmadığını ve izlenmediğinizi düşünüyorsunuz; bu  müziğin hiçbir zaman çalmadığını, gerilim anında heyecanlanmadığınızı. Bizler ise size tam olarak bu noktada touched in the head diyoruz.

            Albümün en uzun parçası olmasıyla göze çarpan ama bir çırpıda biten Deviations, tam olarak arka fon olarak açtığınızda yazdığınız, hissettiğiniz, düşündüğünüz şeyleri biçimlendirebilme becerisine sahip olan bir eser. Bu parçayı her dinlediğimde, ne yapıyorsam ritmik yapıyorum. İleri geri sallanarak çok fazla düşünmemeyi hedefliyorum, zira yaylılarıyla, okyanusun en dibinden gelen dalga seslerinin; patronumun bana verdiği, üzerinde çalışmakta olduğum dosyalara karşı bir isyan başlatmasını istemiyorum. İsyan buralarda barınan son şey, sizin, bizim hep sindirilmemiz gerekiyor. Şarkının ilk çeyreğini doldurduğumda, zihnimde, ezikliğimden sıyrılıp bu şarkının sunduğu okyanusta, insan vücudunun kaldıramayacağı basınç derecesine kadar yüzmüş, acaba buracıkta ölmek bari özgürlük müdür diye düşünürken gür sessizliğin içerisinde karanlığı dalmışım. Hiçliğe doğru bakarken, aslında orada da benim anlayamadığım bir kargaşanın süregeldiğini hissediyorum. Yüzdüğüm diyarların da bir patronu var yani, belki maaş bağlayıp kravat sıkmasa da; var sonuçta. Bu düşünceler beni ya da sizleri yoldan mı saptırıyor diye düşünüyorum; küçüklükten beri ebeveynlerimizin “iyi arkadaşlar edin” cümlesindeki “iyi arkadaşlar” bu şarkıyı böylesine dinlemezler ve böyle hissetmezler herhalde.

            Buradaki aktarılmaya çalışılan his, tecrübe ve yaşanmışlıklar silsilesi, bana değerli müzisyen Akın Sevgör’ün armağan diye düşünüyorum. Fiziksel varlığımın ötesine geçip uzun zamandır düşünmediğim birçok şeyi düşünmemi sağlayan Formation, kendi tarzında ( artık ne deniyorsa!) çok başarılı. Benim gibi elektronik ve dijitalleşmiş müziğe karşı önyargısı bulunan ve bu müzikleri yapay,yüzeysel ve duygusuz bulan herkesin, önyargılarını kırabilmesi için bu albümü dinlemesi önemle rica olunur.

Albüm Notu: 8/10      

Şarkı Listesi:

No.I Hero

No.II In a flash

No.III Touched

No.IV Deviations

No.V Someone Else

Enes Ekinci

Paylaş
To My Lonely Sik Kid – Deux EP İncelemesi

To My Lonely Sik Kid – Deux EP İncelemesi

To My Lonely Sik Kid – Deux Ep İncelemesi

Varteres Durise – Our Circle Is Vicious İncelemesi

Varteres Durise – Our Circle Is Vicious İncelemesi

Varteres Durise – Our Circle Is Vicious albüm incelemesi…

altan – Hubris EP

altan – Hubris EP

altan – Hubris EP incelemesi…

Moonweak Records’u Tanıyalım!

Moonweak Records’u Tanıyalım!

Moonweak Records 2020’nin başında kurulan bir müzik kolektifi. Şu anda 7 kişiden oluşuyor. 28 Nisan 2020’de bir mixtape yayımladılar. Mixtape’in kapak tasarımı Serhat Şahin’den (Werdescul). Maglibertine olarak onları tanımaya karar verdik!

Alice In Chains – Rooster

Alice In Chains – Rooster

Alice In Chains – Rooster İncelemesi…

Bir Şarkı Bir Dünya: Kurban – Uyut Beni

Bir Şarkı Bir Dünya: Kurban – Uyut Beni

Bir Şarkı Bir Dünya: Kurban – Uyut Beni şarkı incelemesi…