Caz ve Fusion’ı Sevdiren Albüm: Nibiru

İlk olarak A Reborn Journey albümü ile tanıyıp daha sonrasında müziğini keşfetmeye başladığım Okan Ersan, Ağustos ayı içerisinde yeni albümü Nibiru‘yu yayınladı.Bir önceki albümü yayınlamasının üzerinden 8 sene geçmişti ki, sonunda yaşam belirtisi gösteren bu albümü müzik platformlarında paylaştı, iyi ki de yaptı. Kıbrıs’tan sonra birçok ülkede başarılı bir müzik kariyeri sürdüren Kıbrıs’lı gitarist, İngiltere’deki Guitarist dergisinde en iyi 5 gitaristten biri seçilmiş. O yüzden olsa gerek ki, caz, fusion ve genel itibariyle batı müziğini çok iyi anlamış, icra etmiş; bunu yer yer bizim topraklarımızla da harmanlamış. Bu albümü ise, belki direkt olarak bizim topraklarımız dediğimiz Türkiye ve Anadolu ile alakalı değil; ancak daha geniş açıdan bakınca bizim topraklarımız dediğimiz Dünya’mız ve dışarısı ile alakalı. Zira albümün konsepti uzay bilimleri, gezegenler ve varlığından emin olamadığımız dünyadışı canlılar.

Albümün açılış parçası olan 6equj5 (Wow Signal), benim albümden ilk keşfettiğim şarkıydı. Başlangıçtaki kompleks yapıyı duyunca şarkının kalanını seveceğimi anlamıştım.Şarkının enstrümantal yapısı olduğundan dolayı şarkı boyunca konuşanın müziğin kendisi olduğunu farkedip sadece ona odaklanıyorum. Elektronik synthesizerların elektro gitar ile müzik savaşı verdiği, birinin diğerine laf attığı, diğerinin de kendine has bir şekilde karşılık verdiğini görüyoruz.çok akılda kalıcı melodileri olduğundan, bazen kendimi tekrarlanan motifleri mırıldanır iken buluyorum. Bu, bence, enstrümantal müzikte yapmanın ziyadesiyle zor olduğu bir özellik. Zira genelde güzel bir sözsüz şarkı durmak bilmeden akan melodiler şelalesi gibi, şarkının bütünü büyüleyicidir, bir sözün vurucu olması gibi şeyler melodiler için çoğu zaman geçerli değil. Ancak bence Okan Ersan ve çok değerli saz arkadaşları çekici birtakım melodileri ortaya çıkarmışlar.

Şarkının hikayesine gelince, 6equj5 1970’lerde uzaydan gelen  ve biz insanların dışarıdaki canlılar ile ilk teması olduğunu düşündüğümüz bir sinyalin, rakamsal karşılığı. İlk tespit edenin şaşkınlığını gizleyemeyip WOW yazması ile bu sinyal wow sinyali olarak da biliniyor. Aslında “uzaylılardan gelen ilk sinyal” fikri hala çürütülmese de bu sinyallerin iki tane asteroidden geldiği düşünülüyor. Tüm bunlardam sonra düşünüyorum da, şarkının atmosferik ve uhrevi havası buradan da geliyor olabilir. Zira bu albüm genel itibariyle de, önceki albümlerden farklı bir yapıya sahip. Bi’ önceki albümün daha dünyevi müzik olduğunu söylemek mümkün, zira farklı kültürlerin müzikal kaynaşmasını sunuyor.

Herkesin içini gıcıklayan aksak ve uyumsuz (disonant) müzik yapısını ben sevdiğim için, Gravitational Waves adlı şarkıyı, her kısmını ezberleyecek raddede sevdim. Girişi Blade filmi müziklerine benzese de, aslında çok yoğun elektro gitar unsurlarıyla da donanmış bir şarkı.Bu şarkı da fizik bilenlerin daha iyi yorumlayabileceği bir şarkı, zira şarkının ismi kütle çekimsel dalga anlamına geliyor. Sahiden biz normal insanlara göre  değil. Şaka tabi, böyle kompleks yapıları sevene bulunmaz hint kumaşı.

Bir diğer favorim ise Nibiru. Bu şarkının isminin, Plüton‘u da binlerce yıllar önceden öngördüğü söylenen ve tabletlerde gösterilen Sümerlerin, “geçiş gezegeni” olarak adlandırdığı Gezegen X‘ten geldiğini düşünüyorum. Bu gezegen günümüzün kaynaklarına göre hayali olarak düşünülse de,  ileride böyle bir gezegen bulamayacağımızın garantisi nedir ki? Şarkı, aynı Nibiru gezegeninin güneş sistemleri arası geçiş yapan bir yörüngeye sahip olduğu gibi, birçok müzik türü arasında kendi içerisinde geçiş yapıyor, kimi ile uyumlu bir çerçeve çizerken, kimi ile uyumsuz ve gergin bir ilişki sürdürüyor. Dinlediğinizde yer yer tadı damağınızda kalacaktır.

Bonus
Space Jungle/Anunnaki
Anunnakiler, birçok kaynakta bir üstteki şarkının ismi olan Nibiru gezegeninin yaşayanları ve Sümerlerin Tanrıları diye geçiyor. Tamamı ile kaos ve “ne oluyor yahu” şaşkınlığı ile geçen şarkının psychedelic trance müzikleri andırdığını söylemek mümkün.

Albümü dönüp dönüp dinledikçe ne kadar modern bir sound yapısına sahip olduğunu algılıyorum. Hep aynı akor dizisi ile 70’lerden kalma caz tonları yerine, elektronik öğelerin ana orkestra enstrümanları arasında yer edinmiş olması Okan Ersan‘ın değişime ayak uydurduğunu ziyadesiyle gösteriyor. Yeni nesil füzyon/caz ilişkisinin mükemmel bir örneği olan bu albüm, sizin için bu tarz bir evrene “geçiş gezegeni ” olabilir

Albüm notu 8/10

Enes Ekinci
enesekinci1905@gmail.com

Paylaş
Farabi – Ustukus EP İncelemesi

Farabi – Ustukus EP İncelemesi

Farabi – Ustukus EP İncelemesi

To My Lonely Sik Kid – Deux EP İncelemesi

To My Lonely Sik Kid – Deux EP İncelemesi

To My Lonely Sik Kid – Deux Ep İncelemesi

Varteres Durise – Our Circle Is Vicious İncelemesi

Varteres Durise – Our Circle Is Vicious İncelemesi

Varteres Durise – Our Circle Is Vicious albüm incelemesi…

altan – Hubris EP

altan – Hubris EP

altan – Hubris EP incelemesi…

Moonweak Records’u Tanıyalım!

Moonweak Records’u Tanıyalım!

Moonweak Records 2020’nin başında kurulan bir müzik kolektifi. Şu anda 7 kişiden oluşuyor. 28 Nisan 2020’de bir mixtape yayımladılar. Mixtape’in kapak tasarımı Serhat Şahin’den (Werdescul). Maglibertine olarak onları tanımaya karar verdik!

Alice In Chains – Rooster

Alice In Chains – Rooster

Alice In Chains – Rooster İncelemesi…